May 2012
1 post
Taşlar
Taşlar var.küçük taşlar,büyük taşlar;yuvarlak kare ve dikdörtgen.Yanyana sıralanmış bir tesadüf gibi duran yer karoları ve aralarında imkansızca yeşillenen çimenler.Filler var ve uzun kulakları.Beyaz bir buluta binip yeryüzünde olup biteni seyreden.İşler var,gidişler var,akmayıp damlayan sular,esmeyip,gürleyen rüzgar ve ortasında ben ve ortasında sen ve ben ve sen ve o ve ötekiler.Gece var ve...
April 2012
5 posts
Fesleğen
Fesleğen çok güzel bir bitkidir. Hele ki beyaz çiçekleri açıyorsa bulunduğu yerin havası aniden değişiverir. Sabah uyandığında pencerenin kenarında güneşleniyor olduğunu görebilirsin onun. Ve bunu yaparken o eşsiz kokusunu hissedebilirsin. Ellerin kirlendiğinde yalnızca yapraklarına dokunarak bile temizlendiğin duygusuna kapılabilirsin. Ancak, kuşkusuz, nemi ve güneşi gerektiği zaman, gerektiği...
.
Nasıl, dolgunlaşmış, kocaman, ama yeşil bir Domates, Ekim güneşinde kendisini kızartacak ışınları bulamayınca, dalıyla bağını kesip, kızarmanın, olgunlaşmanın yolunu, çürüme sürecinde ararsa… -Oruç Aruoba
Alışmak
Her gün yeni bir üçüncü sayfa -hatta onlarcasıyla- birlikte sabah sekiz buçuğu biraz geçe,elektronik bilet seslerinin,kornaların ve köprüde “açım” yazılı notlarıyla bekleyen sessiz dilencilerin arasından geçip metroya ulaşmaya çalışıyorum. Her gün,sabah sekiz buçuk ve dokuz arasında.Bir ömürden bir “yarım saati” daha çalarak. “Her şeye alışıyor insan ve alıştığını bir...
March 2012
3 posts
yok
Varlığı anlatabilecek milyarlarca seçeneğimiz varken yokluğu anlatacak tek şeyimizin yokluk olması. Çünkü değillemeler,yokluğun ağırlığını karşılamıyor.Çünkü yokluğun özü yokluk.
Hücre
Küçük bir hücre, nereden baksan kendinin bir toplamı. Büyük bir alana sahip değil.Ki büyüklük ve derinlik nereden baktığına göre değişir. Orada bulunan küçük, minicik bir hücre. Attığın adımı kodlar,gördüğün yüzü şekillendirir.Bazen senin bir kalıba sokamadıklarını içinde eritir,çoğunlukla tatmak istemediklerini bir dondurma kabına koyar yine sana yedirir.Neden böyledir,anlamana olanak yok bazen....
February 2012
6 posts
1 tag
Üç
Şimdi,sokağın karşısında bir büfe ve büfenin içinde üç adam, bugün olacak derbi maçını konuşurken ben elimdeki üç madeni paraya üç delik açıp, saç tellerimi de bu üç delikten geçirsem, birkaç dakikalığına yerçekimini ortadan kaldırıp,paraları bir balon gibi elimde tutabilir miyim diye düşünüyorum. Bir yanım kıkır kıkır gülüyor bu düşünceye.Diğeri aklımda yarattığım imgeyi detaylarıyla resmetme...
zaman zaman
Radyoda bir şarkı zamandan ne kadar uzaksın diyor.Ellerimi bağlayıp, başımı 45 derece yatırıyor ve milisaniyelik bir süre içinde zamanı ve uzamı delip geçen bir varlık duygusuna kapılıyorum. Keskin ve gürültülü bir anının odamı turladığını,duvarlarımı titrettiğini hissediyorum.Oradan bakınca boş, buradan ağzına kadar dolu bir varlık biçimi. Nasıl döner,dolaşır bulur kendini? Veya bulur mu bir...
January 2012
3 posts
.
yaşamını önceden yaşamağa çalışacaksın hep oysa olanaksızdır bu : yaşamın ancak yaşandıktan sen onu yaşadıktan sonra, senin yaşamın haline gelecek yaşamını yaşamadan yaşayamazsın yaşamın, yaşanınca, yaşamındır. ama yaşamını önceden yaşamağa çalışmadan da edemeyeceksin : yaşadığın kadarından çıkardığın sonuçlar seni belirli yol ayırımlarına götürecek oralarda da, ‘şuraya doğru / ya...
.
Doğrusu , bir daha o ormana gidemeyeceğimi biliyorum. Ve bu bana derin bir üzüntü veriyor.
Eylül
İhtimaller çoktu, yağan yağmurun altında, sırtını dönüp gitmeden önce. Ama tabi ki her şeyi önceden görmek olanaklı değil. Turuncu ışıklar caddeyi boyuyor,bu,uzun zamandır yüklendiklerini sokağın dibindeki çöp tenekesine fırlatmasıyla mı başladı? Bir de, O’nun kelimelerinin sukuneti? Belki. Hangisi daha önce oldu,emin değil. Eylül, bugünlerde dalıp gidiyor denizin köpüklerine.Ara sıra...
December 2011
1 post
Kapiş?
Ben biliyorum,bütün sorun gezegenlerde.Ama artık germeyin gezegenler beni! Delirtmeyin! Bak zaten içimde patlamaya hazır bir yellowstone var.Akıllı olun, hangi açıda duracağınızı bilin iki dakka. Öf yeter be! Artık uyuyım.
November 2011
4 posts
Den
Bazı şeylerin nedenini anlamak kolay, kontrol etmek zor. Senelerce karanlıkta uyuyamadıktan sonra birden, aslında belki en tedirgin zamanında ışıkları kapatmak, içindeki hangi odayı aydınlatmanla ilgili olabilir? Evet, bunu düşünüyorum bir kaç saattir. Aklımda beni tatmin edebilecek bir kontrol mekanizması bulamayacağıma inandığımda, kayığımın ne yöne gitmesi gerektiği önemli olmayacak. Belki de...
Beg
Onu görüyorum,ıslak cadde boyunca kendinden habersiz yürümesini izliyorum.Kahküllerindeki mavi boya çıkmazının rengi.Saçlarını,üzüntüsünün rengine boyamış bunu kendisi biliyor mu? Direniyor.Direndiği her halinden belli. Ama bir de korkuyor, korkusunun altında ezildiğini görüyorum. O an onu bir kaç sene sonrasına götürebileceğim bir zaman makinemin olmasını diliyorum. Sonra bir tokat atıp onu...
“Herkesten her şeyi beklerim” düşüncesinden nefret ediyorum. Herkesten her şeyi beklemek istemiyorum. “Bunu asla yapmaz” diyeceklerim olmalı! Çünkü böyle hoş değil. Ve bir kez daha değer verdiğim bir şeyin önüne engel konmaya,entrika yapılmaya çalışılırsa bunu yapanın hayatını sikerim. Bu kadar net.
October 2011
26 posts
Teşekkür
Teşekkür ederim sana,hayatımda her şey yolunda giderken bile eskiden tedirgin olmayacağım şeylerden tedirgin oluyor, sabaha üzgün uyanıyor, gece rüyama sığamıyorum,sayende.Bütün günümün içine tek bir kareyle sıçıyorsun ve toparlanmak için büyük çaba göstermem gerekiyor. Sağol ya. Cidden. Benden garip bir şey oluşturdun. Sevmediğim ama katlanmak zorunda olduğum garip bir şey. Karnıma her an yumruk...
Anonymous asked: kjnkjl
özlemek
Yıllar sonra birini “çok özlemek” öyle arada bir duygu ki,özleyebilcek kadar büyük olmasına mı sevinmelisin yoksa yanında olmayışına mı hüzünlenmelisin bilmiyorsun.Garip bir iç sıkıntısıyla bir dudağının kenarı aşağı uzanırken,diğer kenarı mutluluktan hangi göğe gitmesi gerektiğini bilmiyor.Dalıp gidiyorsun uzak hayallere,yanına ondan bir parça alarak.İşte o anda özlemin...
anton: üstümde kurduğun edepsiz baskıya... →
thedo:
insanı gerçekten mutlu eden şey, çevresindeki miktarın fazlalığı değil, azlığındaki kalitedir diye düşünüyorum. nerde çokluk, orda karışıklık demişler, boşa dememişler. bir de azı karar çoğu zarar.az ve öz yaşamak ne hoş şey olmalı. kararında. yine de vurgulamak istediğim, atasözlerinin önemi….
thedo:
telefonun bir ucunda sen beklerken, diğer ucunda kaybolmaya, kaçmaya yüz tutan o ince ses: alo, alo..
en son duyduğun sesliharf yankılanır kulağında. gökyüzü yarılır, cam kırılır, için darılır, kalbin kırılır, hoşçakal bile diyemediğin dilin gömülür derine, çok derine. derindeki madende kalbim kömür, ellerim petrol, kulaklarım kristal, hoşçakal dersen çatlar.
3 tags
2 tags
...
Yürüyorum,ayaklarımı soğuk asfalta vura vura.O günün benim için diğer günlerden bir farkı yok. Belki dikkatle baktığımda bir kaç “küçük” fark bulabilirim.Ama yalnızca o kadar.Vitrinlerin ardında en son moda olmaktan şişmiş canlı mankenlere bakıyorum.Açgözlülüklerinin vardığı noktayı gözlemlemek şimdi durduğum yerde bana tiksinti veriyor. Durduğum yer ise sanırım tam bir kör nokta....
Hani bazen o kocaman silgiyi sonunda aldığını düşünür ve senin sen olmanı engelleyen şeylerin hepsini bir çırpıda silmek istersin ya,en sonunda karşılaşacağın şey;yeniden özlem duyduğun o “kendin olma” ışığı değil,eskiden olduğunu düşündüğün kişiden ne kadar uzaklaştığını gösteren soğuk bir floresan ışığı olur.O da belki.Aslında çoğunlukla karanlıktır bu kısım.
1 tag
Zamanda yolculuğa inanmıyorum ama bir “koku” gerçeği var.
Vanilya ve şeker
Vanilya ve şekeri sevdiğimi nereden çıkarıyorsunuz? Tatlı yiyeceklerden hoşlanmam. Ama bazen kremalı pastalara dayanamadığım oluyor, yalan değil.Ve bir ki üç dört. Katlaya katlaya ne hale geldiğini anlayamadığım bir dünya haritam var, duruyor öyle odanın bir köşesinde. Afilli sinema karakterleri gibi rastgele bir nokta seçip oraya, tam o an ışınlanma hayalleri kurmaktan vazgeçeli ise, epey oldu....
September 2011
17 posts