Özlem
Özledim,Burcu’nun beylikdüzündeki evini,salatalarını,sabah kahvaltılarını..Elçinle bira patates eşliğinde hayatımızdaki tüm saçmalıkları konuşmayı,ona türk kahvesi yapmayı,sobanın arkasında mayışmayı…Her bayram annanemlerde toplanıp yemek yedikten sonra “yaa şimdi napsak” demeyi,film alıp izlememeyi,yaz tatillerini konuşmayı.Ören’de şezlonglara uzanmayı,blöf oynamayı,Fatih’in hepimiz için şarkı uydurmasını,yıldızlara bakmayı,soğuktan donana kadar sahilde oturmayı,eve gelip salıncağa uzanmayı.Gönülçelende nargile içmeyi,her gece “yarın yürüyüş yapalım sabahtan” diyip yapmamayı,2 otobüsüne yetişebilmek için güneşin altında amele gibi koşmayı,Elçin’in Burcu’yu kekleme hikayelerini,benim olmadığım senelerde yaşanan olayları binbeşyüzüncü kez de olsa yeniden dinlemeyi,beyoğluna üç kuzen gitmeyi…
O kadar çok özledim ki onları,dalıp dalıp gidiyorum geçmişe.Büyümenin,yaşamlarımızı farklı şehirlere hatta ülkelere böleceğini söyleseydiler asla büyümek istemezdim.